Karpuzda Solgunluk Hastalığı
Karpuzda Solgunluk Hastalığı. Kök çürüklüğünün etmenleri Fusarium spp., Pythium spp. ve Rhizoctonia spp.’dir. Bu mantarlar genellikle yaşamlarını toprakta sürdürmektedirler. Uygun ekolojik koşullarda hızla çoğalmakta ve uzun yıllar konukçular olmadan canlı kalabilmektedirler. Bu etmenlerin bir yıldan diğer yıla geçişleri, genellikle tarlada kalan hastalıklı bitki artıkları ile bazı türler de ise tohumla olmaktadır. Hastalık etmenleri, tek tek veya bir arada
karpuz tohumu çimlenmesiyle başlayan ve bütün vejetasyon devresi süresince bitkileri enfekte etmektedirler ve zarar meydana getirmektedirler.
Karpuzda Solgunluk Hastalığı. Çimlenme ve çıkışı takiben fide devresinde kök çürüklüğü (çökerten)hastalığına sebep olmaktadırlar. Bu devrede hastalığa yakalanan fideler çoğunlukla tamamen kurumaktadırlar. Canlı kalanlar ise, kök boğaz ve kılcal köklerinde yaralar ve çürümeler nedeniyle, ileri ki devrelerde solgunluk hastalığına daha duyarlı hale gelmektedirler .
Bu bitkilerin kök boğazını çepeçevre saran şekilde açık ve koyu kahverenkli bir yanıklık ve bazı hallerde ise ayrıca bir zamklaşma görülmektedir. Kabakgil ekiliş alanlarında ekonomik ürün kayıplarına neden olabilen bir hastalıktır. Ülkemizde bütün kabakgil ekim alanlarında görülmektedir. Hastalığın Görüldüğü Bitkiler Kavun,
karpuz tohumu ve hıyar, kabak bitkileri başlıca konukçuları arasındadır. Bitkinin iletim demetlerinde lekeler ve kök boğazında yakınlık görülür. Hastalık, enfekte tohum veya kirli su ve/veya ekipman yoluyla yayılabilir. Dayanıklı çeşitler tercih edilmelidir. Hastalıklı fideler tarladan uzaklaştırılmalı ve imha edilmelidir
Karpuzda Solgunluk Hastalığı. Kültürel Mücadele: Zarar görmüş bitkiler sökülerek yetiştirme yerinden uzaklaştırılmaktadır. Hasattan sonra bitki artıkları toplanarak yakılmaktadır. Hastalıklı bitkilerin meyvelerinden
karpuz tohumu alınmamaktadır.
Hastalığın görüldüğü fideliklerin harç toprağı yenilenmektedir. Fidelikler uygun hava koşullarında açılıp sık sık havalandırılmaktadır. Sık dikimden kaçınılmaktadır. Aşırı sulamadan kaçınılmaktadır. Sulama sırasında bitkilerin kök boğazlarına su değmesi ve buralarda birikmesi önlenmektedir. Münavebe yapılmaktadır. Aşırı hayvan gübresi ve azotlu gübre verilmemektedir.
Kimyasal Mücadele: Tohum ilaçlaması, toprak ilaçlaması (ekimden önce, ekimden sonra) ve tohum ekimi yapılmayan yerlerde fideler tarlaya şaşırtılırken kök ilaçlaması yapılmaktadır. Damlama sulama yapılan yerlerde çiçeklenme öncesinde bitkilerde sararma ve cüceleşme belirtileri ortaya çıkıyorsa hemen sistemik ilaçlama ile mücadeleye başlanmaktadır.